Rutine girmiş bir
motor gürültüsü olduğu bir anda; siz kuş tüyü yatağınızda uyurken değişir
hayat. Göz kırpmanızdan bile daha hızlı üstelik. Çözdüğümden konuşmuyorum
hayatı; ezildiğimden altında bir kaç bin defa. Ayrıca; ben o kadar da doyamadım
henüz bu altta kalma olayına. Daha çok yolum var gibi geliyor. Tırmanıyorum,
tırmanıyorum ama biliyor musun, beni yükseklik korkutur oldukça fazla. Ne zaman
ne kadar yükseldiğimi anlasam düşerdim. Usulca diyemeyeceğim, oldukça gürültülü
bir yapıda. Aldanma fotoğrafa sakın. Düşmek nadiren güzeldir. Yine de böyle
anmak lazım düşmeyi. Korksak bile -ki ben kendime şahidim deli gibi korkuyorum-
düşmemek için yükselmek ve her seferinde daha çok düşmek gerekir. Bir yerde
kırılır bu döngü; ya daha fazla yükselemezsiniz ya da daha fazla düşemezsiniz.
En güzel anı da ikisinin birden olacağı andır. Üstünüzde beş altı tane tahta,
altınızda soğuk toprak ve eşşiz kokusu. Ne yükselebilirsiniz ne de
düşebilirsiniz. Tadını çıkarın düşmenin de yükseklik korkusunun da bu nedenle.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder